Zupermen kişisi an itibariyle ömründen bir yılı daha geride bırakmıştır. Geçmiş yılların hesabını kime, ne zaman, ne şekilde vereceğine dair kendisinin de herhangi bir bilgisi yoktur! Geçen her gün, kişinin kendisine biraz daha yük bindirmektedir. Yük ağırlaştıkça çöküş daha kolay oluyormuş. Giden yaşıyla birlikte insan öğreniyor bunu!
Kişinin kendisine dipnotu: Bir pazar gecesi mesaisi yaparken, sırtındaki yükleri hafifletmeye çalış. Bırak şimdi doğum gününü filan! Hayat, yan gelip yatma yeri değildir efendi... Yirmidokuzekimikibinyedi! Saatsıfırsıfırelliüç.
Lütfen dikkat! Zupermen kişisi blogcu.com'un "şifre" olayını halletmemesi ve sürekli yaşanan "sayfa görüntülenemiyor" tarzı problemleri nedeniyle, blogunu bir hayli es geçmektedir. Ve fakat, bu demek değildir ki, blog olayından soğumuş ve bırakma hazırlıkları yapmakta... Tam aksine, en kısa zamanda, uzun süredir boş boş beklettiği, www.muhalifkarga.com adresine taşınmayı, yetmezmiş gibi bir de hem görsel, hem de içerik açısından daha tatmin edici bir şekilde geri dönmeyi planlamaktadır.
Zupermen bu sevimli haberi sevgili okuyucularına duyurur, yakın zamanda yaşanacak olan Ramazan Bayramı'nızı da şimdiden tebrik eder. Selametle..
Dipnot: Yukarıda okuduğunuz yazıyı yayınlayabilmek için 3 kez şifre girmek zorunda bırakılan zupermen kişisi, şu mübarek akşamda blogcu.com'a ettiği küfürleri okuyucusuna saygısından ötürü yayınlamamaktadır.
Sayfalar dolusu yazı yazmama rağmen, "yayımla" dediğim anda şifre isteyen, işlemi geri aldığımda yine benden şifre isteyen, geri aldıktan sonra tekrar şifre isteyen, Allah belanı versin dediğimde şifre isteyen, blogumu göster dediğimde şifre isteyen, yazdığım yazıların boşa gitmesini sağlayan, parmaklarımın yorulmasına rağmen, aynı yazıyı 2 kez yazdırıp, sonunda 2 kez şifre isteyen, blogum var diye artizlik yapmama mani olmak için şifre isteyen, gece gece beni şifre manyağı yapan blogcu.com'un sayın yetkilileri! Mübarek Ramazan'ın ilk sahuru için davulcunun dışarıda dolaşmaya başladığı bir anda, sizleri daha iyi anmak isterdim ama Ramazan ayının hatrına şifreli bir şekilde size iade-i ziyarette bulunuyorum: "Lütfen şifrenizi giriniz!"
Sarı sıcak isimli programı sunan Ferhat Göçer ismindeki şahıs, mümkünse başka şarkıcıların şarkılarını söyleme be kuzum.. Kulağımın pası daha da bi' ağırlaşıyor, Veli Göçer'in şarkıcı versiyonu oluyorsun öyle yaptığın zamanlarda. Binalar üzerime yıkılıyor adeta..
Hani oturduğumuz yerle övünürüz kimi yerde, "Bakırköy abi, ülkenin en büyük ilçesi" filan diye.. Ama netekim bu ülkede öyle enteresan yöneticiler var ki, ülkenin en büyük ilçesinde oturuyoruz diye övünmemizi bazen kepazelikleriyle boşa çıkartabiliyorlar! "Bir Haziran ayının bir hafta sonunda su ile temas edemeyeceğimiz bir ilçe" olabiliyor artık... Cuma gecesinde, pazar öğleden sonraya kadar çeşmelerden bir gram su akıtmayan ilgili şahıslar, 2 gündür sizi Allah'a havale etmekten ve sabır demekten bitâp düştüm! Allahınızdan bulun emi..
İmza: Jöleli saçlarla uyumak zorunda kalan zupermen.
Niğde'de doğup büyüyen biri olmama rağmen Trakya havasını her zaman benimsemişimdir... "Ayh! O ne güzel bir dünyadır öyle" diyen arkadaşımın hatrına değil bu benimseme... 3 yıl sonra, birokuldan mezun olduğumu hatırlayıp diplomamı almaya gittiğimde yaşadığım "benim-seme" durumuydu hepsi hepsi.. Ve fakat, geriye dönüp de o havada yaşamanın dayanılmaz güzelliğini yaşayamayacak olmanın ruh haline olumsuz etki yapma ihtimali de asla göz ardı edilmemeliymiş... Tanıdık simaları görme umuduyla yaşamamak da lazımmış.. Bakınız, tecrübe!
Bir de şu var, Trakya'nın her karesini dolaşmama rağmen, bir Tekirdağ başka dünyadır hep gönlümde.. Bir de Karaağaç..
Fakat artık 30-35 yaş aralığında bulunan insanlara hitap ederken isimlerinin yanıına abi, abla gibi sıfatları koymadığımı fark ettim... Yavaş yavaş ben de onlara mı benziyorum ne.